Örgü Defteri Bursa'da bir balkonda, bir kutu iplik ve on yıllık not defteri

Ana sayfa Kullandığım araçlar ve malzemeler Bitiriş ve bakım Bloklama matı ve iğneleri

Bloklama matı ve iğneleri

Bloklama matı ve iğneleri
Bez kaplı masada açık duran köpük bloklama matının üstüne paslanmaz iğnelerle gerilmiş düz bir atkı parçası duruyor.

Yıllarca bitirdiğim parçaları salondaki sehpaya serdiğim havlu üstünde kurutup öylece bıraktım. Bursa'da nem yüksek olduğu için havlu çabuk ıslandı, örgü de ancak ertesi gün kurudu. Paslanmaz iğneler ve köpük mat 2019'da bir tanıdığın önerisiyle girdi çekmeceme; o günden sonra düz kenarlı parçaların hizası gerçekten kolaylaştı. Yerde havlu üstünde kurutmak hâlâ işe yarıyor, ama iğneler ve mat işi çok kolaylaştırıyor. Bu iki alet olmadan da yıllarca idare ettim, ama elde ettikten sonra eski yönteme geri dönmedim.

Aldığı yıl2019, bir tanıdığın önerisiyle
Mat ölçüsü60 × 40 cm, 1,5 cm kalın köpük
Kullanım yeriDüz kenarlı atkı, bere, yaka bitimi
Saklandığı yerYatak altı kutusu, bez torba içinde

Yerde havlu üstünde kurutmak neden yetmiyor

Bitirdiğim ilk atkıları yıllarca salondaki sehpaya serdiğim havlu üstünde kurutup öylece bıraktım. Bursa'da nem yüksek olduğu için havlu çabuk ıslandı, örgü de ancak ertesi gün kurudu ve kenarlar hep dalgalı kaldı. Balkonumuz küçük ve kışın Uludağ rüzgârı yüzünden kapalı; ıslak örgüyü oraya asmaya kalkışsam buz gibi rüzgârda sertleşiyor, o yüzden hep salonda, düz zeminde kuruttum.

Havlu yöntemi tek başına kötü değildi, ama düz bir kenar elde etmek imkânsıza yakındı. Özellikle haraşo ve düz örgüde kenarlar birbirine giriyor, bloke edilmeyen parça omuzda ya da boyunda tuhaf duruyordu. Yıllarca bunun normal olduğunu sandım, ta ki 2019'da biri bana mat ve paslanmaz iğneden bahsedene kadar.

Mat almadan önce bir iki kez ucuz plastik bir zemine denedim, ama o da eğilip bükülüyordu ve işe yaramadı. Köpük olanı bir tanıdık verdiğinde gönülsüzce denedim, çünkü yeni alet almaya hep çekinirim; elinde olanla idare etmeyi severim. Denedikten bir gün sonra aradaki farkı görünce neden bu kadar geç kaldığıma şaşırdım. Köpük matın açtığı fark, bende yeni alet denemeye karşı olan direncimi de kırdı; artık elinde olmayan her şeyi önce bir denemeye çalışıyorum.

Mat ve paslanmaz iğneler nasıl çalışıyor

Köpük mat, üstüne iğne batırınca eğilmeyen ama ilmeği tutan bir zemin veriyor. 60 × 40 cm'lik matım 1,5 cm kalınlığında; bunun üstüne ıslak parçayı gerip paslanmaz iğnelerle kenarından tutturuyorum. İğneler paslanmaz olduğu için Bursa'nın nemli havasında bile çürümez, yıllardır aynı şekilde duruyor.

Burada asıl iş, parçayı çekiştirmeden ama gevşek de bırakmadan gergin tutmak. İğneyi ilmeğin içinden geçiriyorum, kenar örgüsünün üstüne değil; böylece kenar düz kalıyor. Mat olmadan sadece havlu üstünde kurutunca bu gerginlik kendiliğinden olmuyor, kenarlar toplanıyor.

Matın yanında gelen paslanmaz iğneler 3 cm uzunluğunda, sivri ama kolay batıyor; ucu plastik başlıklı olanları da denedim ama başlık koptuğunda ilmeği çizdi, o yüzden sadece çıplak paslanmaz kullanıyorum. Bir atkıyı germek için kenardan on beş-yirmi iğne yetiyor, geniş parçada otuzu buluyor. Bu sayı on yılda hiç değişmedi, çünkü matım ve iğnelerim aynı kaldı; alet az ama yeterli.

İlk blokladığım parça ve sıra hatam

İlk kez bir haraşo atkıyı bloke etmeye kalktığımda işi ters sırada yaptım. Parçayı önce dikmiş, sonra matın üstüne germiştim; dikiş yerleri gerilip kumaşın içinde kayboldu, atkı omuzda bir tarafı çökmüş durdu. 2019'da yaptığım bu hata bir akşamlık uğraşın boşa gitmesine sebep oldu.

Dersi o gün öğrendim: önce parçaları birbirine dikiyorum, uçları gizliyorum, en son bloke ediyorum. Bloklama kumaşı gevşettiği ve şekillendirdiği için dikişten önce yapılırsa dikiş izi içeride kalıyor. O günden beri sıra hep aynı: „dik, gizle, sonra ger.“

O bozuk atkıyı hâlâ dolapta saklıyorum, çünkü hatayı unutmamak için iyi bir hatırlatıcı. Rengine baktım, krem rengi bir yündü; omuzda çöken tarafı hâlâ belli oluyor. Sonraki atkılarda sırayı değiştirince aynı iple, aynı şişle çok daha düzgün bir parça çıktı, demek ki sorun teknikte değil, sıramdaydı. O günden beri biten her parçayı önce diker, sonra bloklarım; bu sıra artık bir alışkanlık oldu.

Bursa'nın neminde ve kireçli suyunda bloklama

Bursa'nın suyu kireçli; bu yüzden bloklama suyunu sıcak tutmuyorum, 30 derecenin altında, çoğu zaman soğuk kullanıyorum. Sıcak su beyaz yünleri birkaç yıkamada grileştiriyor, bloklamada da aynı risk var. Kaloriferin üstüne ıslak örgü serpme huyum 2016'da bir kez oldu; yün sertleşti ve kötü koktu, o günden beri kalorifer üstü yasak.

Nem yüksek olduğu için mat üstündeki parça açıkta, güneş görmeyen serin bir köşede kuruyor. Yazın bile balkona koymuyorum, çünkü öğlen güneşi köpüğü ve iğneleri bozabilir. Kuruma bir günden uzun sürüyor ama kenarlar gerçekten düzeliyor.

Kuruma süresi mevsime göre değişiyor; kışın kalorifer yanmadığı için oda serin, üç gün sürüyor, yazın bir günde bitiyor. Acele edip yarı nemliyken iğneden çekersem kenar geri toplanıyor, o yüzden tam kuruduğundan emin olana kadar bekliyorum. Sabrı öğrenmek bu işin en zor yanı sanırım.

Matı ve iğneleri saklamak

Matı ve iğneleri yatak altındaki plastik kutuda, ayrıca bez torbanın içinde saklıyorum. Nemden korunsun diye torbanın ağzını sıkı kapatıyorum; 2021'de güneş gören bir rafa koyduğum iplikler küflenmişti, aynı hatayı aletlerde de yapmak istemedim. Bez torba hem tozdan koruyor hem de iğnelerin birbirine değmesini engelliyor.

İğneler paslanmaz olduğu için paslanma sorunu yaşamadım, ama köpük mat zamanla toz çekebiliyor; ayda bir silkeliyorum. Bu işin okulunu okumadım, sadece kendi dolabımda denediğim yöntemi yazıyorum; aletin ömrünü uzatan şey bence saklama yeri, kullanım kadar.

Ayda bir silkelediğim matın yanı sıra iğneleri de ara sıra ılık suda geçirip kuruluyorum; paslanmaz olsa da parmak izi ve toz birikiyor. Bez torbanın rengi soldu ama hâlâ görevini yapıyor. Bu kadar küçük bir düzene rağmen on yılda hiç alet kaybetmedim, hep aynı kutuda duruyorlar.