Ana sayfa › Kullandığım araçlar ve malzemeler › İplikler › İplik kalınlığı ve numaraları
İplik kalınlığı ve numaraları
İplik etiketindeki numara, bana ilk yıllarda hiçbir şey anlatmıyordu; rengine bakıp aldığım yumaklar çoğu zaman şişime uygun çıkmadı, kumaş ya sert ya delikli oldu. Bursa'daki küçük balkonumda oturup bir kazağın yarısını ördükten sonra kalınlığın tutmadığını, etiketi hiç okumadığım için anladım. Şimdi numarayı önce okuyor, sonra şişi ona göre seçiyorum, aceleye getirmiyorum.
Numara aslında neyi söyler
İplik etiketinde yazan numara, o ipliğin kalınlığını anlatır; 1 en ince, 7 en kalındır. Bu sayı dünyada çoğu üretimde aynı ölçekle gidiyor, yani bir yerden aldığım 4 numara iplik başka yerden aldığım 4 numarayla aynı kalınlıkta oluyor. Ben bunu uzun süre bilmedim, çünkü etikete hiç bakmıyordum; rengi güzeldi, alıyordum.
Numaranın şişle doğrudan bağı var: ince iplik ince şiş ister, kalın iplik kalın şiş. 4,5 mm şişimle en çok 3 ya da 4 numara iplik örülüyor; ondan ince olursa kumaş delikli kalıyor, kalın olursa sert bir levha gibi oluyor. Bursa'da nem yüksek olduğu için yün iplik ıslanınca biraz şişer, bunu da deneme parçasında görüyorum. Numarayı öğrendikten sonra şiş seçimi artık tahmin değil, etikete bakıp yapılan bir iş.
Numarayı öğrendikten sonra raflardaki iplikler bana eskisinden farklı göründü; gözüm artık önce etiketteki rakama gidiyor. Aynı rafta duran iki yumağın rengi benzer olsa bile numarası farklıysa elime almadan geçiyorum. Bu alışkanlık, şişe başlamadan önce yaşanan hayal kırıklığını azalttı; çünkü yanlış kalınlıkla örülen sıra, sökülmeden düzelmiyor, emek boşa gidiyor.
İlk yılın yanlış alımı
2016'da, yani örgüye başladığım ilk kış, bir kazak için iki yumak aldım. İkisine de aynı renk dediler, ben de numaraya hiç bakmadan aldım. Eve gelince 4,5 mm şişimle örmeye başladım; bir yumakla ördüğüm sıra diğerinden belirgin şekilde sıkıydı. Meğer iki yumak da aynı renk ama farklı numaraymış, biri 3 numara biri 5 numara.
O kazağın gövdesi yarısına kadar örüldü, sonra söküldü; çünkü iki kalınlık bir arada olmuyordu, kumaşın bir yanı şişmiş duruyordu. Dersi pahalıya öğrendim: aynı renk için iki yumak alacaksam etiketteki numaraya ve parti işaretine bakıyorum. Şimdi market rafında iki yumağı elime alıp numarasını okumadan sepete atmıyorum. İlk yılın o aceleciliği, defterime „numaraya bak“ notunu düşürdü ve o not hâlâ geçerli.
O günün dersini sadece deftere değil, alışverişe de yazdım. Markette yumak seçerken cep telefonuyla etiketi fotoğraflamıyorum artık, çünkü fotoğraftan ölçü almaya kalktığımda bir kez yanıldım; ekranda kalınlık gerçek gibi durmuyor. Elimde tutup numarayı okumak, göz kararına göre almaktan her zaman daha güvenli oldu benim için, en azından Bursa'daki o loş dükkân ışığında.
Hangi kalınlık hangi işe
Kalınlık, ne ördüğüne göre seçiliyor. İnce 1–2 numara iplik çorapla ya da ince bir atkıyla güzel duruyor ama benim 4,5 mm şişimle örülmüyor, o iş için ince şiş lazım. Orta kalınlık 3–4 numara, benim en çok kullandığım; bere, atkı ve haraşo kazak bu aralıkta çıkıyor. 5–7 numara kalın iplik ise hızlı biten, sıcak tutan parçalar için.
Bursa'nın kışı Uludağ rüzgârıyla sert olduğu için kalın iplikten ördüğüm atkıyı boynuma sarıyorum; ama kalın iplik şişe de kalın şiş ister, 4,5 mm ile ancak 4 numaraya kadar rahatım. 5 numarayı denediğimde kumaş sert oldu, balkonda kurumaya bıraktığımda da kalın katman nemi içinde tuttu. Bu yüzden kalınlık seçerken hem şişimi hem de parçanın nerede kullanılacağını aynı anda düşünüyorum.
Kalınlık seçerken mevsimi de hesaba katıyorum; Bursa'da kış sert geçtiği için boyun ve baş için kalın iplik seviyorum, ama yazlık bir şey öreceğim diyorsam inceye dönüyorum. Nemli havada kalın örgü kuruması uzun sürüyor, bu yüzden yazlık işlerde ince iplik hem elde hem kurutmada kolay oluyor. Şişimi de buna göre ayarlıyorum, tek bir şişe sıkışıp kalmıyorum, şiş kutusu çekmecemde hep açık.
Deneme parçasıyla kalınlığı doğrulama
Yeni bir yumak aldığımda şişe hemen başlamıyorum; önce on beş santimetrelik bir kare örüyorum. O küçük parça bana iki şeyi söylüyor: şiş numaram ipliğe uyuyor mu ve benim el sıkılığım etiketteki ölçüye yakın mı. Bursa'da nem yüksek olduğundan yün deneme parçası ıslanınca uzuyor, bunu da o küçük parçada görüp hesabı ona göre yapıyorum.
Bir kez, 2018'de, deneme parçasını atlayıp doğrudan kazağa başladım; gövde iki beden büyük çıktı, söküp yeniden örmek bir ay sürdü. O hata kalınlıkla değil parametreyle ilgiliydi ama dersi aynı: yeni iplik yeni ölçü demek. Şimdi her yumak için o küçük kareyi örüyorum, mezura ile on santimetresini ölçüp defterime yazıyorum. Uymayan bir şey varsa şişi değiştiriyorum, parçayı değil.
Deneme parçasını sadece kalınlık için değil, renk uyumu için de örüyorum. Aynı numarada iki farklı yumak aldığımda önce küçük kareleri yan yana koyup ışığa tutuyorum; Bursa'nın bulutlu günlerinde renk farkı kolay gizleniyor, ama güneşte ortaya çıkıyor. Bu küçük kontrol, bitmiş parçada iki ucun birbirine uymadığı o utanç verici anı önlüyor, en azından benim mutfak masamda oluyor.
Numara değişince şiş değişir
Etiket numarası değişince benim için şiş de değişiyor. 3,5 mm kayın ağacı şişimi 2019'da aldım, ince numarada eğilmesin diye ama 4,5 mm alüminyum hâlâ favorim. Numara 4'ü geçtikçe alüminyumun kayganlığı işime yarıyor, iplik şişte takılmadan akıyor; ama nemli bir akşamda elim terleyince şiş kayıyor, o zaman kayın ağacına dönüyorum.
Kalınlık ve şiş birbirinin zıddı değil, tamamlayıcısıdır: ince iplik ince şiş, kalın iplik kalın şiş. Bunu anlamadan önce şişi renge göre seçtiğim oluyordu, sonuç hep sert ya da delikli kumaştı. Şimdi etiketi okuyup şişi ona göre alıyorum; yanlış aldığım ilk yılın tersine, şimdi rafta elime aldığım yumakla şişim aynı dili konuşuyor. Bu işi okulda değil, söktüğüm yüzlerce sırada öğrendim.
Şiş ve iplik bir ikili; birini değiştirince öteki de kendiliğinden anlam kazanıyor. Ben hâlâ 4,5 mm alüminyum şişimi en çok kullanıyorum, ama numara 5'e çıktığında kayın ağacına geçiyorum, çünkü o kalınlıkta alüminyum elimde kayıyor. Bu geçişi uzun süre deneme yanılmayla buldum; şişin cinsi de ipliğin kalınlığı kadar işin tadını belirliyor, elimde nasıl durduğu örgünün akışını değiştiriyor.