Örgü Defteri Bursa'da bir balkonda, bir kutu iplik ve on yıllık not defteri

Ana sayfa Kullandığım araçlar ve malzemeler İplikler Yumak, çile ve bobin

Yumak, çile ve bobin

Yumak, çile ve bobin
Açık bir örgü defterinin yanında üç biçimde iplik: kelebek gibi katlanmış bir çile, gevşek bir yumak ve silindir bir bobin.

Bursa'da küçük balkonumda akşamları örgü örerken, ipliğin hangi biçimde geldiğini hiç düşünmeden aldığım bir çile başıma iş açtı. Marketten aldığım çileyi yumağa çevirmeden örmeye kalktım, iplik yarım saat içinde kendi üstüne dolaştı, açmaya uğraşırken daha da bozuldu. On yılda öğrendiğim şey basit: çile, yumak ve bobin ayrı ayrı işler ve her birini başka türlü saklıyor, başka yerde tutuyorum.

Aldığım biçimçoğunlukla çile ya da 50 gramlık hazır yumak
Çile uzunluğutek parça 220–280 metre arası
En çok ördüğüm işatkı ve bere, tek yumakla biter
Saklama yeribez torba içinde, güneş görmeyen dolap

Çile nedir, neden düğüm olur

Çile, ipliğin tezgâhtan ya da boya kazanından çıktığı ilk hâldir: uzun, ince, kelebek gibi katlanmış tek bir parça. Bu biçimde taşınması ve rafa koyulması kolaydır, ama örülmeye hiç uygun değildir. Çile öylece şişe takılıp çekilince iplik kendi içine doğru katlanır, birkaç sıra sonra da sıkı bir düğüm olur. Bunun önüne geçmek için çile önce bir yumağa, yani gevşek bir topa sarılır; o zaman şiş çekildikçe iplik akar, takılma olmaz.

Benim başıma gelen tam olarak buydu. 2017'de bir komşudan aldığım çileyi, „nasıl olsa iplik ipliktir“ diyerek yumağa çevirmeden örmeye başladım. On sıra örmeden iplik bileğimin altında dolaştı ve açmaya çalıştıkça daha sıkı bir düğüm oldu. O akşam söküp çileyi elle yumağa sardım, sonra ancak rahat ördüm. Dersi basit: çileyi örmeden önce mutlaka yumağa çeviriyorum, acele etsem bile bu adımı atlamıyorum.

Şimdi çileyi görünce önce kulağımda bir soru oluşuyor: bunu hemen örer miyim, yoksa önce yumağa mı çeviririm? Cevabı çoğu zaman aynı, önce yumağa. Özellikle uzun ve ince çilelerde bu adımı atlamak, on sırada bir düğümle karşılaşmak demek. Acele ettiğim akşamlarda bile bu birkaç dakikalık işi yaptığımda akşamın geri kalanı rahat geçiyor, sökmek zorunda kalmıyorum.

Yumak neden kendi kendine açılır

Yumak, ipliğin gevşekçe toplandığı top biçimidir. Hazır alınan yumaklar makinede öyle sarılır ki ortasından dışarı rahatça akar; ama elde, aceleyle sarılan yumaklar sıkı bir topa dönerse şişten çekildikçe kendi üstüne katlanır. Benim ilk yıllarda yaptığım hata, çileyi çok sıkı sarmaktı; yumak taş gibi oldu, örerken her çekişte direndi. Şimdi gevşek sarıyorum, parmaklarımın arasında boşluk kalacak kadar.

Bursa'da nem yüksek olduğu için yumağın açıkta durması da ayrı bir mesele. Balkondaki rutubet ipliğe işler, özellikle yün yumaklarında koku bile bırakır. Bu yüzden yumağı örgü masasında değil, bez torba içinde tutuyorum. Torbanın delikli dokuması nemi dengeler, iplik ne soluyor ne de tozlanıyor. Küçük balkonumda bile bir köşede asılı duran bez torba, on yılda en çok işime yarayan saklama çözümü oldu.

Yumak seçerken ağırlığına da bakıyorum; 50 gramlık olanlar elimde daha rahat dönüyor, 100 gramlıklar büyük parçalarda işe yarıyor ama örerken ağırlaşıyor. Bursa'da nem yüksek olduğu için ağır ve ıslak görünen bir yumak almadığımdan emin oluyorum; markette elime aldığım yumakta rutubet hissedersem rafa bırakıyorum. Küçük balkonumda yer dar, bu yüzden az ve düzenli saklamak işimi kolaylaştırıyor.

Bobin ve makinede sarma

Bobin, ipliğin silindir bir çekirdeğe sıkıca sarıldığı biçimdir. Ben bunu nadiren satın alırım; çoğunlukla elindeki çileyi ya da bozuk yumakları misinalı şişin misinasına geçirip kendi elimde bobin gibi sararım. Geniş bir parça örerken, örneğin 80 cm misinalı şişle bir hırka bedenini örerken, ipliğin durmadan akması gerekir; bobin biçiminde olunca şişten çekişte hiç takılma olmaz.

Bobinin zor yanı şu: çok sıkı sarılırsa içerideki katlar birbirine yapışır, dışarıdan çekince iç kat birden boşalır ve yerde uzun bir ip yığını oluşur. Ben bunu bir kez, salondaki halı üstünde yaşadım; yumak birden açıldı, toplamak yarım akşam sürdü. O günden beri bobini gevşek sarıyorum ve başını bir ataçla tutturuyorum. Ayrıca bobini güneş gören yere koymuyorum; Bursa'nın yaz güneşi ipliğin rengini solduruyor, bembeyaz bir yumak bile sararmaya başlıyor.

Bobin yerine bazen yumak sarıcı denen küçük aleti de kullanıyorum, ama o benim için gerekli değil; misinalı şişin misinası işi görüyor. Asıl mesele, ipliğin şişe takıldığı noktada takılmaması. Geniş bir hırka örerken ara verdiğimde bobini olduğu gibi bırakıyorum, ertesi akşam aynı yerden rahat devam ediyorum. Bu düzen, ilk yıllarda yaşadığım o yumak boşalması karmaşasından sonra geldi, artık masamda dolaşan ip yok.

Nemde saklama ve küflenme dersi

Bursa'da kapalı dolap bile nemi içinde tutar; yaz sonunda rafta duran yün yumakları küflenebiliyor. Ben bunu 2021'de, güneş gören bir rafa yün yumaklarını koyduğumda öğrendim. Eylül ayında raftan aldığımda yumakların üstünde ince bir küf tabakası vardı; kokusu bile değişmişti. O yumakları atmak zorunda kaldım, çünkü küfü yıkayarak çıkarmayı denemedim, emin değildim.

Dersi netti: yün iplik bez torbada, serin ve kuru bir dolapta durur. Güneş gören raf yerine mutfak dolabının en alt çekmecesini seçtim, orada nem daha az. Ayrıca yumakları torbaya koymadan önce havlu üstünde bir gece kurutuyorum; ıslak ya da nemli ipliği torbaya koyarsam aynısı başıma gelir. Bu alışkanlık, çileyi yumağa çevirme kuralı kadar oturdu artık. Saklama hatası bir kez yeter, ikinciyi yapmadım.

Küflenme sadece yünde olmuyor; pamuk ve akrilik de uzun süre nemli kalırsa koku yapıyor, ama yün en çabuk tepki vereni. Bu yüzden bez torba kuralını sadece yüne değil, bütün ipliğe uyguluyorum. Dolabın içine bir de küçük bir nem alıcı koydum, ama o piyasa işi değil, sadece açık bir kapta tuz; değişimi kolay oluyor. Bursa'da nem gerçek bir düşman, onu görmezden gelince iplik gidiyor, emin olduğum tek şey bu.

Hangisini ne zaman alırım

Şimdi çile, yumak ve bobin arasından seçerken neye baktığımı biliyorum. Tek renk bir atkı ya da bere öreceksem hazır 50 gramlık yumak alıyorum; ölçüsü belli, başka şeyle karışmıyor. Uzun ve kesintisiz iplik istediğim büyük parçalarda çile alıp önce kendim yumağa sarıyorum, çünkü marketteki yumakların rengi aynı parti olmayabiliyor.

Bobin biçimini ise sadece geniş işlerde kullanıyorum; küçük bir atkıda gereksiz. Bir de şunu öğrendim: aynı renk için iki yumak alacaksam aynı parti numarasına bakıyorum, yoksa iki ucun rengi birbirine uymuyor. Bu işin okulunu okumadım, sadece defterime tarih ve parti numarasını yazıp ilerliyorum. Elindeki ipliğin biçimini tanımak, şişe oturmadan önce çözülen yarım iş demek; ben on yılda bunu böyle öğrendim.

Yeni başlayan birine sorulsa, ben çileyle uğraşmasın, hazır yumakla başlasın derim. Çile önce yumağa çevirmek ayrı bir uğraş, acemi için gereksiz. Ben de 2016'da hazır yumakla başladım, çileyi ancak birkaç yıl sonra, büyük parçalarda gerektiği için sarar oldum. Seçim şişe değil, öreceğin işe ve sabrına göre değişiyor; bunu anlamak on yıl sürdü ama değdi, şimdi rafta ne alacağımı biliyorum.