Ana sayfa › Ördüğüm teknikler › Başlangıç › Deneme parçası örmek
Deneme parçası örmek
2018 kışında komşumun verdiği gri iplikle hemen kazak örmeye koyulmuştum; deneme parçası örmeden başlamak bana bir ayı kaybettirdi. Bursa’da kireçli su beyaz yünleri birkaç yıkamada grileştirdiği için o günden beri deneme parçasını soğuk suda yıkayıp salonda havlu üstünde kurutuyorum. On beş santimetrelik bir kareyi doğru ölçmek, şiş numarasını bulmamın tek yoludur.
Kısaca
- Deneme parçası, öreceğin parçanın on santimetresinde kaç ilmek düştüğünü gösterir; şiş numarasını bu sayıya göre seçerim.
- Kareyi şişe takılı bırakıp yıkamıyorum; bitirince soğuk suda yıkayıp havlu üstünde salonda kuruturum.
- Ölçüyü mezura ile alırım, telefondan fotoğraf çekip bakmam; fotoğrafta ilmekler sanki büyüyor.
- On beş santimetrelik kare yeter; çok küçük parça ölçüyü abartır, çok büyük ise yer kaplar.
- 2018’de atladığım için gövde iki beden büyük çıktı; bir ay boyunca söküp yeniden ördüm.
Neden önce küçük bir kare örüyorum
2018 kışında komşum gri artan iplikleri verince sabırsızlandım ve doğrudan kazak gövdesine başladım. O akşam şişe takılı his, „büyük olur, sonra daraltırım“ diyordu; yanıldım. Gövde iki beden büyük çıktı, yani kol altımdan bol bol sarktı, yaka omuza oturmadı. Söküp yeniden örmek tam bir ay sürdü; o ayda belki üç atkı örerdim. O günden beri aklımda tek bir kural var: önce on beş santimetrelik bir kare, sonra ana parça.
Küçük kare bana şişin iplikle nasıl anlaştığını gösterir. Aynı iplik, aynı şiş ama farklı bir akşamda elim ya gevşek ya sıkı tutar; kare olmadan bunu anlayamam. Bursa’da kışın kalorifer yanınca oda ısınır, elim terler, ilmekler biraz gevşer; yazın nemli havada parmaklarım şişe yapışır, ilmekler sıkılaşır. Bu dalgalanmayı ancak küçük bir deneme parçasında görürüm, sonra ona göre şiş numarasını ya da el ayarımı değiştiririm. Kare, acelemi kesen ama bana bir ay kazandıran bir durak.
Kareyi hangi büyüklükte örüyorum
Benim karem tam on beş santimetre kenarlı bir karedir, ne daha küçük ne daha büyük. On santimetrelik bir şerit yetmez, çünkü kenardaki ilk ilmekler şişe takılırken gerilir, ölçü orada oynar; on beş santimetre boyunca orta kısımdaki ilmekler rahatlar ve gerçek sıklığı verir. Çok daha büyük bir kare örsem yer kaplar, iplik gider, ama öğreten şey değişmez. Bu yüzden mutfak mezurasıyla on beş santimetreyi işaretleyip o kadarını örerim, kenarları da çok sıkı çekmemeye çalışırım.
Kareyi öreceğim desenden bağımsız tutmam; ana parça düz örgü olacaksa kare de düz, lastik olacaksa kare de lastik olmalı. Aksi hâlde ölçü beni yanıltır. Renk seçiminde de dikkatliyim: beyaz ya da kırık beyaz bir iplikle deneme yapacaksam Bursa’nın kireçli suyunda çabuk grileşeceğini bilirim, o yüzden ya renkli iplik kullanırım ya da yıkamadan kurutup ölçerim. Kare küçük olduğu için yarım yumağı bile yemez, bu yüzden denemekten kaçınmam; pahalı bir şey değil, kaybı yok.
Yıkıyor muyum, nasıl yıkıyorum
Deneme parçasını yıkarım, çünkü bitmiş örgü de bir gün yıkanacak ve o ilk yıkama boyutu değiştirir. Yıkamazsam ölçü yalan söyler. Ama nasıl yıkadığım önemli: yalnızca soğuk su kullanırım. Bursa’nın suyu kireçli, sıcak suyla yıkanan beyaz yünler birkaç yıkamada griye çalar; deneme parçamda da aynı su akıyor, o yüzden sıcak denemem bile yok. Ilık suya da girmem, çünkü yün sıcakta daha çok çeker.
Yıkadıktan sonra kareyi asla kalorifer peteğinin üstüne serip kurutamam; 2016’da ıslak yünü oraya koyup sertleştirdiğimi hâlâ hatırlarım, koku da yapmıştı. Balkona da asmam, Uludağ’dan inen rüzgâr kışın örgüyü uçurur, yazın nemli havada kurumak yarım gün sürer. Bunun yerine salonda, havlu üstüne düz yatırırım; havlu suyu çeker, kare kendi hâlinde şeklini bulur. Kuruduktan sonra ütü ya da bastırma yapmam, sadece düz tutup mezura ile ölçerim. Böylece bitmiş parçanın başına gelecek şeyi küçük karede görmüş olurum.
On santimetrede kaç ilmek olduğunu nasıl buluyorum
Kare kuruyunca iş mezura ile saymaya gelir. Önce karenin ortasında, kenarlardan en az iki santimetre içeride bir yer seçerim; kenar ilmekleri gerildiği için onları saymaya katmam. Mezura ile on santimetreyi işaretler, o aralıktaki ilmeklerin tepesini tek tek saya saya giderim. İlmeği sayarken şişi elimden bırakmam, çünkü kare kayarsa sayı kayar. On santimetrede otuz ilmek düştüyse, o benim sıkılığım demektir; başka biriyle aynı olamam, bu yüzden kutudaki etiket sayısına değil kendi sayıma bakarım.
Sıra sayısını da aynı yöntemle bulurum: bu kez on santimetrelik yüksekliği mezura ile işaretleyip yatay sıraları sayarım. Niye ikisini de isterim? Çünkü düz örgüde boy ve en farklı sıkılıkta olabiliyor; ben eni gevşek, boyu sıkı örüyorum mesela. Eğer on santimetrede ilmek sayım tarifdekinden azsa şişi bir numara büyütürüm, fazlaysa küçültürüm. Bu ayarı ana parçaya başlamadan önce karede yaparım; yanlış şişle üç sıra ördükten sonra dönmek, bir ayı değil ama bir akşamı götürür.
Şiş numarasını kareye göre seçmek
Kare bana iki sayı verir: on santimetrede kaç ilmek, kaç sıra. Bu iki sayıyı tarifte istenen ölçüyle karşılaştırırım. Tarif „on santimetre otuz ilmek“ diyorsa ve benim karem otuz iki veriyorsa, ilmeklerim sıkı demektir; o hâlde şişi yarım ya da bir numara büyütüp yeni bir kare örerim. Tam tersi, karem yirmi sekiz veriyorsa gevşek örmüşümdür, şişi küçültürüm. Bu iş bir kezde tutmazsa üçüncü kareye de razıyım; her kare yirmi dakika, ama yanlış gövde bir ay.
Kare aynı zamanda el ayarımı da söyler: eğer sayı tutmuyorsa ama şişi değiştirmek istemiyorsam, ilmekleri bilerek gevşek ya da sıkı çekmeyi denerim. Ama bu zor iş, acemi elinde kalıcı olmaz; ben şiş numarasını değiştirmeyi yeğlerim. Kare, mağazadaki raf etiketinin yerini tutmaz; etiket ipliğin kendi kalınlığını yazar, benim elimin o iplikle ne yaptığını yazmaz. O yüzden her yeni yumağı, her yeni rengi ayrı bir kareyle karşılarım. Bursa’da nem değiştikçe elim de değiştiği için aynı ipliği kış ve yaz ayrı ölçerim.