Örgü Defteri Bursa'da bir balkonda, bir kutu iplik ve on yıllık not defteri

Ana sayfa Kullandığım araçlar ve malzemeler Araçlar ve gereçler Dikiş iğnesi

Dikiş iğnesi

Dikiş iğnesi
Küçük dikiş kutusunda duran iki iğne görünüyor: biri kalın kör uçlu, öbürü ince sivri uçlu, yanında bir yumak iplik.

Örgü çantamda iki çeşit dikiş iğnesi taşıyorum ve ikisi de aynı işe yaramıyor. Biri ucu kör, kalın gövdeli; biten uçları kumaşın içine saklamak için. Diğeri ince uçlu, parçaları birleştirip dikerken kullanıyorum. Burada, kör uçlunun neden gerekli olduğunu ve iğneleri nasıl sakladığımı yazıyorum – hepsi Bursa'daki küçük dairemde, kendi bitirdiğim işlerden.

Ne zaman edindimKör uçlu 2017, ince uçlu annemin kutusundan
Boyut ve gövdeKör uçlu kalın, ince uçlu 5 cm uzun
Hangi işte kullanırımUç gizleme ve parça birleştirme
Nerede saklarımKüçük bir dikiş kutusunda, çekmecede

İki iğne neden ayrı

Başlarda tek bir dikiş iğnesim vardı, onunla hem uçları saklıyor hem parçaları birleştiriyordum. Sonra bir gün kör uçlu bir iğne denedim ve aradaki farkı anladım. Kör uçlu iğne ucu sivri olmadığı için kumaşın yüzeyindeki ilmeklerin arasından geçerken lifleri delmiyor, sadece aralarından kayıyor. Bu, özellikle yün gibi yumuşak ipliklerde önemli; sivri uç bazen ilmeğin içinden geçip onu ikiye ayırıyor, kumaşta iz bırakıyor ve o izi sonra kapatmak için ayrıca uğraşıyorum, bazen de hiç kapanmıyor. İki iğneyi ayrı tutmak, bana pahalıya patlayan bir dersin sonucu; artık asla karıştırmıyorum, el yordamıyla bile ayırt ediyorum, kargaşa olmuyor.

İnce uçlu iğne ise birleştirme sırasında iki parçanın kenarlarını tutturmak için iyi; ucu ince olduğu için kalın yünün içinden rahat geçiyor ve düğüm attığım yeri sıkı çekiyor. Ben ikisini ayrı tutuyorum çünkü karıştırınca birini yanlış işte kullanmak kolay. Şimdi çantamda ikisi de duruyor, biri kalın ve kör, öbürü ince ve sivri; hangi işe hangisini çekeceğimi el yordamıyla bile buluyorum, gözümü yormuyor, gece ışık azken bile karışmıyor.

Kör uçlu neden şart

Uçları gizlerken kumaşın ön yüzüne hiç iz düşmemesi gerekir. Kör uçlu iğne burada devreye giriyor: ucu yuvarlak olduğu için ilmeğin içinden geçerken onu yırtmıyor, sadece ilmek sırasının altından dolaşıp gidiyor. Böylece uç kumaşın arkasında, gözükmeyen yerde kalıyor. Sivri uçla aynı işi yapmaya kalktığımda ara sıra ilmeği deldiğimi, orada küçük bir delik belirdiğini gördüm; sonra o deliği başka bir ilmekle kapatmak zorunda kaldım, uğraştırdı ve kapanan yer belli oldu, örgü düz durmadı.

Kör uçlunun bir başka yararı da elde rahat olması. Uzun bir akşam boyunca uç saklarken sivri uç parmağımı defalarca çizdi; kör uçluyla o tatsızlık bitti. Tabii bu benim gibi acemi biri için geçerli, işi bilen bir terzi başka türlü çalışır. Ben sadece kendi elimde neyin rahat ettiğini yazıyorum, başkasının yöntemine karışmıyorum, herkesin eli ayrı alışıyor ve benim tuttuğum her zaman doğru olmayabilir, ama bana göre bu. Acele edip sivri uçla tüm işi bitirmeye kalktığım tek akşam, ertesi gün üç ilmeği elden geçirmem gerekti; o günü unutamadım, o günden beri sabırlıyım, acele etmiyorum artık hiç.

Bursa'da saklama ve nem

İğneler çelikten, yani paslanmaya açık. Bursa'nın nemi yüksek olduğu için onları balkonda ya da pencere önünde bırakmıyorum; çekmecedeki küçük bir dikiş kutusunda duruyorlar. Kutunun içine bir kâğıt parçası koyuyorum ki nemi az buçuk çeksin, o kâğıdı ara sıra değiştiriyorum. Bir kez iğneyi balkonun kenarındaki küçük rafta unuttum, bir hafta sonra ucunda ince bir pas tabakası vardı; yumuşak bir bezle sildim ama dersini aldım, bir daha oraya koymadım ve pas izi kısmen kaldı, çıkaramadım.

Kışın Uludağ'dan inen rüzgâr balkonu kullanılmaz yapıyor zaten, örgüyü salonda örüyorum; iğneler de hep içeride. Nemli havada çelik eşya gözümün önünde olmalı, yoksa pas izi kalıyor. Benim için bez torba yetmez, sert bir kutu lazım; iğneler torbanın içinde birbirine çarpıp uçları körleşebiliyor. Küçük bir plastik kutu ya da eski bir gözlük kabı iş görüyor, çekmecede kaybolmuyor ve kapağı nemi bir nebze kesiyor. Yazın bile çekmeceyi açıp iğnelere bakıyorum, pas izi var mı diye; o alışkanlık yıllar önceki paslı sabahtan kaldı, kolay unutulmuyor, gözümü koruyor.

Uçları gelişigüzel saklamanın sonu

İlk ördüğüm süveterin uçlarını gelişigüzel, geldiği gibi bıraktım; kumaşın arkasına soktum ama düzgün dikmemiştim. Üçüncü yıkamada iki uç dışarı çıktı, süveterin önünde iki minik püskül gibi durdu. O günü hâlâ hatırlarım, utanmıştım ama iyi bir ders oldu. Şimdi her ucu en az üç ilmeğin altından geçirip sıkıca bırakıyorum; kör uçlu iğneyle bu iş kolaylaşıyor, elim kaymıyor ve uç kumaşın içinde sağlam kalıyor, yıkamada da çıkmıyor, kumaşa yapışık duruyor. Bu sayede o ilk süveter hâlâ duruyor, uçlar yerinde, hiçbir püskül dışarı çıkmadı; yıkamalara dayandı, hâlâ giyiliyor, gurur duyuyorum.

Bursa'nın sert kireçli suyu ve yüksek nemi yıkanan örgüyü zaten yoruyor; uçlar gevşek kalırsa yıkama onları hemen dışarı iter. Bu yüzden uç gizleme benim için örgünün en ciddi kısmı. Aceleye getirip bitmiş saymıyorum, bir akşam ayırıyorum. İşin okulunu okumadım ama bu kadarını on yılda kendi başıma öğrendim, defterimde yazılı; başta o uçları önemsemezdim, şimdi en çok ona dikkat ediyorum, çünkü görünen yer orası.

Birleştirme ve dikiş yönü

İki parçayı birleştirirken ince uçlu iğneyi kullanıyorum. Önce parçaları yan yana koyup kenar ilmeklerini eşliyorum, sonra dikişi yukarıdan aşağı düz tutuyorum. Dikkat ettiğim tek şey yön: önce parçaları birleştirip sonra blokluyorum. Bir kez tersini yaptım, bir atkıyı diktikten sonra blokladım, dikiş yerleri kumaşın içinde kayboldu, atkı omuzda tuhaf durdu. O günden beri sıra bu: önce dikiş, sonra bloklama, asla tersi olmuyor, o atkıyı başkasına veremedim, kendimde kaldı.

Birleştirme işi örgünün en az konuşulan ama en çok görünen yeri. İğne ucunu nereye batırdığınız, dikişin ön yüzde iz bırakıp bırakmadığı günün sonunda belli oluyor. Ben kör uçluyu uçlar için, ince uçluyu birleştirme için kullanıyorum; ikisini ayırt etmek için kutuda yan yana değil, ayrı gözlere koyuyorum ki el yordamıyla karışmasınlar. Böylece doğru iğneyi ilk seferde buluyorum, vakit kaybetmiyorum ve örgü akışı bozulmuyor, sabahki tempom akşama kadar sürüyor. Doğru iğne elime geçince iş keyfe dönüyor; tersini yapınca hep bir yeri eksik kalıyor, farkı bitince anlıyorum, ama o zaman iş işten geçmiş oluyor bazen.