Ana sayfa › Ördüğüm teknikler › İlmekler ve desenler › Düz örgü
Düz örgü
2016 kışında, komşumun verdiği artan ipliklerle ilk kez şişe el attığım akşam bildiğim tek hareket düz örgüydü. Bursa'da o gece Uludağ'dan inen rüzgâr balkonu kullanılamaz hâle getirmişti, bu yüzden salonda, kaloriferin önünde oturup başladım. İlmekleri tutturana kadar üç kez söktüm ama sonunda bir sıra çıktı, o da elde titreyerek. Burada o akşamdan kalan notları ve sağ-sol el denemelerimi, olduğu hâliyle yazıyorum.
Kısaca
- Düz örgü, şişe takılan ilmeğin hep aynı yönde örülmesiyle oluşan en temel hareket.
- Sağda mı solda mı iplik tutacağınızı baştan deneyin; benim hızım birinde ikiye katlandı.
- İlmek şişe takılır, iplik arkadan sarılır, ilmek şişten çıkarılır – üçü tamam olunca düz ilmek biter.
- Sıkılık elden gelir; her ilmeği aynı gerginlikte bırakmazsanız kenar dalgalanır, kumaş boydan boya eğrilir.
- Düz örgüyle atkı, yastık yüzü ve düz parçalar örebilirsiniz; desene geçmek sonraki adım.
Şiş eline nasıl yerleşir, iplik nerede durur
Başlamadan önce şişlerin elime nasıl oturduğunu anlatayım, çünkü düz ilmeğin yarısı tutuştur. 2016'dan beri kullandığım 4,5 mm alüminyum şişler soğuk ve kaygan; elimde terlediğimde kayıyorlar, ama alışınca hızı sevdim. Sol şişi sol elin başparmağı ile işaret parmağı arasına alıp avuca yaslıyorum, sağ şişi ise sağ elin aynı biçimde tutuyorum. Önemli olan şişlerin birbirine sürtünmeden dönmesi; çok sıkı kavrarsanız ilmek kaymıyor ve örmek zorlaşıyor.
İpliğin durduğu yere gelince: iplik ya sol elde kalır ya sağda. Bursa'da nem yüksek olduğu için iplik ele biraz yapışır, bu da başta işe yarar, sonradan yorar. Ben başta sol elde tuttum, ama ipliği sağ elin parmaklarıyla beslemek bende daha rahat oldu. Neden fark etti derseniz, sağ elimle ipliği çekiştirmek yerine sol elimin hareketiyle gerginliği ayarlamak bana daha doğal geldi. Tutuşu baştan oturtmazsanız her ilmek ayrı gerginlikte olur, o da kumaşın kenarında dalga yapar.
İlmeği örmek: nereye, nasıl, neden
Düz ilmeği üç küçük hareket kurar. Birincisi, sağ şişi soldaki ilmeğin içine, ön tarafından girip arka tarafından çıkacak şekilde geçirmek. Neden ön taraftan giriyoruz? Çünkü ilmek öyle takılır ki yeni ilmek şişin ön yüzünde kalır, tersi olsaydı ilmek arkaya kayar ve sıra bozulurdu. İkincisi, ipliği şişin arkasına dolamak – yani sağ şişin ucunu ipliğin altına, sonra üstüne geçirerek bir tur atmak. Üçüncüsü, yeni ilmeği eski ilmeğin içinden çekip eski ilmeği şişten düşürmek.
Bu üçünü peş peşe yaptığınızda bir düz ilmek doğar. Açıklaması karmaşık görünüyor ama el bir kez alışınca düşünmeden oluyor. Ben ilk akşam ikinci adımı ters yaptım, ipliği önden doladım, çıkan ilmekler gevşek ve çirkin oldu. Dersi o akşam sökerek öğrendim. Şimdi yeni başlayan birine tek cümleyle derdim: şişi önden sok, ipliği arkadan sar, yeni ilmeği çekip eskiyi bırak. Üçü de aynı sırada olmalı, biri eksik kalırsa ilmek ya düşer ya da sıra atlar.
Sağ el mi sol el mi – benim denemem
İpliği hangi elde tutacağınızı baştan denemekte fayda var, çünkü bu işin hızını belirleyen şey şiş değil, elin alışkanlığı. Ben ilk akşam sol elimde tuttum, çünkü öyle görmüştüm; üç sıra ördükten sonra parmaklarım yoruldu, iplik ele yapışıp gerginliği ayarlamak güçleşti. Ertesi akşam sağ elde tutmayı denedim, yani ipliği sağ elin parmaklarıyla besleyip sol şişe yönlendirdim. Fark şaşırtıcıydı: aynı tempoyla ama nefes almadan ilerledim, hızım hemen hemen ikiye katlandı.
Bunun bir kuralı yok, herkesin eli ayrı. Komşum sağ eliyle örer, annem soluyla; ikisi de aynı güzel sonucu veriyor. Söylemek istediğim, size öğretilen tek bir doğru tutuş yok. Kendi elinizi bir akşam deneyin, hangisinde ilmekler eşit gerginlikte çıkıyorsa onu seçin. Benim için sağ el oldu, ama bu sizin için de öyle olacak diye bir şey yok. Tutuşu sonradan değiştirmek mümkün ama alışkanlığı kırmak zaman alıyor, o yüzden baştan iki tarafı da bir kez deneyin.
Sıkılık neden aynı kalmalı ve nasıl kalır
Sıkılık, düz örgünün görünümünü belirleyen en nazik kısım. Her ilmeği aynı gerginlikte bırakmazsanız kumaş boydan boya dalgalanır, kenarlar içe ya da dışa kıvrılır. Bunu sağlayan şey şişi ne kadar sıktı tuttuğunuz değil, ipliği çekerken ne kadar bıraktığınızdır. Ben başlarda heyecandan çok sıkı çektim, ilk atkım sert bir şerit gibi çıktı; sonra çok gevşek denedim, bu sefer ilmekler birbirinden koptu. Ortası, elde hisle bulunuyor.
İlmek sayısını korumak için her sırada aynı kenar ilmeğini kullanıyorum – ya hep ilk ilmeği örmeden kaydırıyorum ya hep örüyorum, karıştırmıyorum. Arada bir, beş sırada bir, şişteki ilmeklere bakıp sayıyı kontrol ediyorum; Bursa'nın neminde iplik biraz uzadığı için sayı bazen kayar. Ölçüyü alırken mutfak çekmecesindeki mezura ile çalışıyorum, parçayı düz bir zemine koyup santimetreye bakıyorum. Telefonla fotoğraf çekip ölçtüğümde ölçü bir türlü tutmadı, o yüzden bıraktım.
Düz örgüyle neler örülür, nerede durur
Düz örgüyle başlayıp neler çıkarabileceğinize gelince: atkı en kolay olanı, sonra yastık yüzü, düz bir çanta, hatta kenarı lastikli bir havlu. Tek bir hareket bildiğinizde bile epey şey örebilirsiniz, çünkü çoğu basit parça düz ilmeklerden kurulu. Benim ilk atkım tamamen düz örgüydü, üç söküşten sonra nihayet bitti ve hâlâ dolapta duruyor.
Ama düz örgünün bir huysuzluğu var: tek yüzlü ördüğünüzde kumaşın kenarları dışa kıvrılır, rulo olur. Bunu görüp ilk başta „yanlış mı ördüm“ diye panikledim. Sonradan öğrendim ki bu düz örgünün doğası, çözümü ya her iki yüzü de düz örmek (haraşo) ya da sırayla ters ilmek katmak. Yani düz ilmek tek başına bir teknik, ama desenin kapısını aralıyor. Devamında ters ilmeği öğrendiğinizde düz örgünün aslında desenin yarısı olduğunu görüyorsunuz. Bu yüzden yeni başlayan birine önce sadece düz ilmekle başlamasını, sonra sabırla ters ilmeğe geçmesini öneriyorum.